More Website Templates @ Templates.com!

Borcum Borç


    İşim hafta sonları izin yapmama uygun olmadığından, iznimi hafta içi kullanırım. O günün gecesinde geç yatar, geç kalkarım. İşte böyle bir tatil günümde, uykumun en güzel yerinde, uyanmayı hiç tasarlamadığım bir saatte, telefon yüzünden uyandım.

    “Alo!”
    “Alo, filanca beyle mi görüşüyorum?”
    “Evet benim”
    “Falanca bankadan arıyorum, görüşmemiz kayıt altına alınacak. Ödenmemiş şu kadar borcunuz var ve bu kadar dönemdir ödenmiyor.”

    Bu etten kemikten makinelere nasıl laf anlatırsın? Koskoca bankayla da samimiyet kurulmuyor ki ‘kardeşim borcum borç ama yok ne yapayım, biraz daha idare ediver’ diyemiyorsun.

    “Anlıyorum.”
    “Ne zaman ödeme yapacaksınız?”
    Bu gidişle hiçbir zaman. Bayan için ben sadece bir hesap numarası ve ödenmeyi bekleyen borcum.
    “Bilemiyorum hesaplarıma bakmam gerek.”
    Elimde ay sonunu getirmeye zor yetecek kadar para var, hesap bu.
    “Bu ayın şu tarihine kadar ödeme yapmazsanız, yasal işlem uygulanacak. O zaman ödeyeceğiniz miktar da artacak.”

    Alacaklı oldular mı sık sık arar böyle hatırımı sorarlar. Ben aramaya kalkınca, problemim olunca, bir operatöre bağlanmak için iki saat müzik dinletirler. Şimdi başımdan savmak için veya biraz eğlenmek için ‘evli misiniz’ diye sorsam, ‘ne kadar hoş sesiniz var’ desem veya bankaya küfürler savursam, hanımefendiye namuslu bir işte çalışmasını salık versem ne rahatlardım. Yapamıyorum çünkü baştan uyarıldım, güvenliğim için konuştuklarımız kaydediliyor. Başka nedenlerin yanında eminim sayısız kereler küfür yemiş olacaklar ki ‘güvenliğimizi’ sağlamaya karar vermişler.

    “Anladım. Söylediğim gibi, şu anda tarih veremiyorum, hesaplarımı gözden geçireyim, ona göre hareket ederim.”
    “Vıdı vıdı vıdı.”
    “Evet.”
    “Dır dır dır.”
    “Tabi, tabi.”
    “Car car car car.”
    “Tamam, iyi günler.”

    Telefonu kapadıktan sonra gam çöküyor üstüme. Uykumdan olduğuma mı, uyanır uyanmaz asabımın bozulduğuna mı yanayım bilemiyorum. Diken diken olmuş tüylerimi yatırmaya çalışırken, aynı münasebetsiz bankadan cep telefonuma mesaj geliyor. Bir mağazada indirim varmış da kaçırmayaymışım. Sinirim bozuldu bir hayli güldüm. Harcadıkça kazanmıyor muydum? Kazanmıyormuşum. ‘Alın ödemesi kolay’, ‘bedavası bol’. Şarkılı, türkülü reklâmlarla beynimize işlenen o sloganlara kandığım sanılmasın. Bir şekilde hepimiz borçlanıyoruz.

    Düşünüyorum, bir yandan da hak veriyorum. Borçlanıyorsun madem, adam gibi öde değil mi? İlk kartın limiti dolmaya başlayınca ikinci bir kart kenarda dursun diye düşünmeye başladım. Baktım sokakta dağıtıyorlar, üstelik yanında şemsiye hediye ettiler. Gerçi o şemsiye, ne hikmetse sonraları açılmaz oldu.

    O ara beş ay kadar işsiz kaldım. Bir kartın borcunu ötekiyle ödemem gerekti. Kartların dolup taşınca sağdan soldan borç istemek zorunda kaldım. Yeniden işe girdim ama henüz belim doğrulacak gibi değil. Borç yiğidin kamçısıdır derler, artık yiğitler o kamçıların altında kalıyorlar.

    İşte böyle dostlar. Çoğumuzun başından geçmiştir benzer olaylar. Gökten üç benim kadar taş düşmüş. Üçü de banka sahiplerinin başına.

    Yazan : Çağlar SİMSOY
    10 Kasım 2008